Otizmin aile içinde ilk fark edilme şekli, genellikle çocuğun yaşıtlarından farklı gelişimsel özellikler göstermesi ve bazı davranışsal farklılıkların gözlemlenmesidir.
Bu süreçle birlikte başlayan tanılama ve çözüm arayışı; sağlık ve eğitim alanlarının iç içe geçtiği, aileler için çoğu zaman karmaşık ve yorucu bir yolculuğa dönüşebilmektedir. Ailelerin kendi araştırmaları, benzer deneyimler yaşayan ailelerin önerileri ve farklı uzmanlık alanlarının sunduğu birbirinden farklı çözüm yaklaşımları zaman zaman kafa karışıklığına neden olabilmektedir.
Çocuğun gelişimsel ve davranışsal sorunlarına eşlik eden farklı bir sağlık problemi bulunmadığında ise aileler çoğu zaman tanı sonrasında doğrudan yoğun eğitim programlarına yönlendirilmektedir. Oysa gelişimsel ve davranışsal sorunların arka planında; beyindeki oksidatif stres, enflamasyon, bağırsak florasındaki dengesizlikler ve bunların birbirleriyle olan ilişkileri de önemli bir yer tutabilmektedir.
Bu nedenle biz, süreci yalnızca davranışlar üzerinden değerlendirmek yerine, "DAVRANIŞLARIN KÖK SEBEBİNİ" anlamayı önemsiyoruz. Tıbbi değerlendirmeler ışığında, çocuğun günlük yaşamını ve aile içindeki etkileşimlerini aile ile birlikte değerlendirerek daha gerçekçi ve bütüncül bir bakış açısı oluşturmayı hedefliyoruz.
Bu doğrultuda, çocuğun yaşına ve ihtiyaçlarına bağlı olarak aile ile belirli bir süre aynı ortamda bulunmanın son derece değerli olduğuna inanıyoruz. Özellikle kamp programları kapsamında aile ile birlikte geçirilen en az 5 günlük süreç; çocuğun günlük yaşamına dair önemli ipuçları elde etmemizi ve öneri programlarımızı daha sağlıklı şekilde oluşturmamızı sağlamaktadır.
Süreç yalnızca yüz yüze çalışmalarla sınırlı kalmamakta; günümüzün sunduğu teknolojik imkânlardan yararlanarak ailelerimize uzaktan takip ve rehberlik desteği de sunabilmekteyiz.
Çünkü kalıcı ve doğru çözümler; yalnızca çocuğun davranışlarına odaklanmakla değil, onun yaşamını, aile dinamiklerini ve günlük deneyimlerini bir bütün olarak anlayabilmekle mümkündür.