

yıllık tecrübe ve birikim
Derneğimizin bugüne geldiği ilk çekirdek düşünce, 1986 yılında engelli doğum oranlarının neden gelişmiş ülkelerde daha düşük olduğu sorusu ile ortaya atıldı. O dönemde özel ve resmi sigorta ile sağlık politikaları üzerine yürütülen çalışmalar, erken tanı ve gebelik sürecinde yapılması gerekenlere odaklandı. Ancak sistem içinde resmi uygulamalar kapsamında çözüm üretilemedi ve dosya olarak kaldı. 2004/2005 yıllarında özel eğitim haklarını kapsayan yasal düzenlemeler ile birlikte, doğrudan “özel çocukların da eğitim hakkı var” düşüncesi devlet politikası olarak uygulamaya girdi. O senelerde sayısal anlamda yurdun dört bir yanında rehabilitasyon merkezleri açıldı. Sağlık ayağı hastaneler aracılığıyla raporlamalar, MEB bünyesinde RAM değerlendirmeleri ve ilgili şube müdürlükleri üzerinden yürütülerek özel bireylere destek eğitim konusunda bir atak yılı oldu.
O yıllarda İstanbul’da iki ayrı ilçede, beyaz yakalı arkadaşlarla birlikte iki rehabilitasyon merkezi açarak sistemde yer aldım. Merkezlerin çatı kuruluşu olarak kurulan dernekte de yasal düzenleme çalışmalarında kurul üyesi oldum. Sonrasında kurumları devrederek rehabilitasyon alanından çekildim; fakat oradaki ihtiyaçlara dair gözlemlerim kıymetli birikimler kazanmama vesile oldu. Aynı şekilde aileler, çocuklar, eğitimciler ve sağlık uzmanlarıyla kurulan iş birlikleri de bugün derneğimizin altyapısını oluşturan unsurlar arasında yer aldı.
2012 yılında, Türkiye’de ve dünyada olmadığı söylenen, aile ve çocuk ile birlikte 40 gün yaşama dahil olarak özel çocuklara ve ailelerine yönelik “Yaşam Koçluğu” sistemini kurma adımlarını attık.
2016/2017 yıllarında, Bulgaristan’da bir proje şirketinin dikkatini çeken çalışmalarımız, AB Fonu tarafından kabul gördü. Hatta bir örneğinin Karadağ’da yapılması istenmesi projemizin bizi en çok yüreklendiren tarafı oldu. Ancak bazı sebeplerden dolayı, uzatma süresi verilmesine rağmen, ülkemizde projeyi hayata geçiremedik; dolayısıyla Karadağ’da da uygulanamadı.
2016 yılı, çocuğa yönelik kat ettiğimiz yolların dikkat çektiği bir yıl oldu. Bu süreç dikkatimizi başka noktalara çevirmemize vesile oldu ve Singapur’da geliştirilen, ülkemizde de temsilciliği alınan “Brainfit” uygulamaları dikkatimizi çekti.
Çocuğu “hiçlik noktasında” ele alıp, gün içinde yaşamsal uyumla dinamik gelişen yaşam akışına uyumlandıran, beyin–beden–zihin denkleminde sistematize edilmiş “öğrenme analizi” bizi çok daha farklı bir noktaya taşıdı. Böylece Brainfit uygulamalarının “premium” şubesi olarak özel çocuklarla çalışmaya dahil olduk.
Pandemi dönemine kadar küçük yaş özel çocuklar ve aileleri ile “koçluk” kapsamında çalıştık. Aynı zamanda yaz okullarımızla normal öğrenme gösteren çocuklarla kaynaşmayı sağladık. 4 sene üst üste düzenlediğimiz yaz okulları, bölgenin eğitimcileri ve ailelerinin dikkatini çekti. Ancak pandemi süreciyle birlikte bu çalışmalara da son verdik.
2025… Bugün, arkamıza dönüp baktığımızda; bunca emek, bunca çaba, dokunulan hayatlar ve kurulan ilişkilerle birlikte dernek yapılanması içinde fikri kurumsallaştırmak, uygulamaları kayıt altına almak, gençlere örnek olmak ve yol açmak adına yeniden yola çıktık.
İnsanlar, malum, sonlu bir hayatın bireyleridir. Fakat sistematize edilmiş fikirler, uygulamada kendini geliştirerek ve çoğaltarak devam edebilir. Bu da ancak kamu yararına kurumsallaşma yapılanmasından beslenerek olur inancındayız.
Bugün hızlı yol almak adına dernek olarak başladığımız çalışmalarımızda, yarınlarda bayrağı taşıyacak olanların en iyi seviyede ilerleyerek “vakıflaşmayı” da gerçekleştirmelerini diliyoruz.